Bir Twitter olayı: #askıdafatura

Geride bıraktığımız haftanın sosyal medya gündeminde İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin #askıdafatura kampanyası yer etti epey. Aslında bu türden bir ihtiyacın dile getirilmeye başlanması 30 Nisana kadar geri gidiyor. Ama bu tarihlerde muhatap daha çok Ahbap Platformuydu. 4 Mayıs’ta İBB’nin personelleri, kurumsal hesapları ve CHP’nin hesaplarından kampanya duyurulmaya başlayınca Twitter’da da kımıldanmalar baş göstermeye başladı. Kampanyanın titreşimleri ise en çok 6 Mayıs’ta hissedilir oldu; toplam tweet ve retweet aktivitesi 200bini geçti. İzleyen günlerde sayı aşağı yönlü seyretse de, konu gündemini korudu.

Twitter’ın özellikle akut olaylarda aktif bir iletişim ve dayanışma ağının örgütlenmesine imkan verdiği muhakkak. Bunu protesto dalgalarında, doğa olaylarında ya da terör saldırılarındaki Twitter kullanımı örüntülerinden biliyoruz. Elbette Twitter’da serpilen bu türden müteessir kalabalıklarda çeşitli çatışmalar ve münakaşalar da eksik olmuyor. #askıdafatura ve “Askıda Fatura” terimlerinin kullanıldığı tweetlerden oluşan veri setinin ağ analizi, salgın gündemine hem dayanışma hem de çatışmanın nasıl eşlik ettiğine dair ilginç veriler sunuyor.

3-10 Mayıs tarihleri arasında #askıdafatura ya da “Askıda Fatura” terimlerini içeren tweet’lerin kümelere göre renklendirilmiş grafiği

Aslında bu terimleri içeren Twitter etkileşimleri dağınık sayılır; toplamda 116 küme var. Ama etkileşimlerin tamamına yakını 3 kümede toplanıyor. Yukarıdaki grafikte mavi (%68.18), turuncu (%14.58) ve sarı (%11.86) renkle gösterilen ağlar, tüm etkileşimlerin %94.62’sini oluşturuyor . Mavi ve turuncu kümeler sırasıyla İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve İBB Sözcüsü Murat Ongun’un etrafında yoğunlaşıyor. Kampanyanın organizatörü olan kurumun temsilcileri olan kişilerin bu türden bir Twitter olayında influencer rolü oynamalarında şaşılacak bir şey yok elbette. İlginç olan sarı renkli küme: Mavi ve turuncu kümelere zayıf bağlarla bağlı olan bu kümeye iki kişisel Twitter hesabı fikri önderlik ediyor. İkisi de trol hesap değil ve paylaşımları siyaseten AKP’ye bağlılıklarını gösteriyor. Ama tüm bu tweet yığını içerisinde gevşek bir ağı yaratabilmiş görünüyorlar. Görünen o ki, #askıdafatura kampanyasının yarattığı hoşnutsuzluk cüssesi küçük ve sesi cılız bir kalabalığı harekete geçirebilmiş.

academia.edu ve hoşnutsuzlukları

Akademisyenlerin ve araştırmacıların araştırmalarını paylaştıkları, benzer ilgi alanlarına sahip diğer akademisyenlerle iletişim kurdukları ya da onları takibe aldıkları, ilgi duydukları konularla ilgili yeni makalelerden haberdar oldukları bir sosyal medya platformu aslında oldukça iyi duyuluyor. Belki de bu yüzden, bu amaca hizmet etmek üzere 2008 yılında kurulan Academia.edu sitesi kısa zamanda akademisyenlere ve araştırmacılara özel bir sosyal medya platformu olarak eşsiz bir popülerliğe kavuştu. Yüzbinlerce üyenin milyonlarca makalesini (ya da daha başka içeriğini) paylaştığı bir platform olarak hizmet vermeye devam ediyor.

Ama Academia.edu’nun kar amacı güden özel bir şirket oluşu ve sunduğu bazı hizmetlerden ücret talep etmesi tepkiyle de karşılanıyor.

Gösterilen tepkilerin en önemlilerinden biri, web sayfasının yüksek öğrenim kurumlarına has olan ve kamusal hizmet sunan kuruluşlara ait .edu uzantısına sahip olması. Özel bir şirketin web sayfasının böyle bir adla yayınlanmasının yanıltıcı olduğu dile getiriliyor.

Daha önemlisi, kullanıcıların kendi yayınlarını yükleyerek içeriğini oluşturduğu sistemde çeşitli hizmetlerin para karşılığı veriliyor olması bazı kaygılara neden oluyor. Örneğin, yüklenen içeriğin diğer kullanıcılar tarafından yorumlanması özelliğinin ücret karşılığı verilmesi söz konusu. Ayrıca, içeriğin kimler tarafından okunduğu gibi bilgiler de premium üyelik kapsamında sunuluyor. Bir kullanıcı sisteme yüklediği makalesini okuyan kişinin hangi kurumdan olduğu ve pozisyonunun ne olduğu gibi bilgileri edinmek için hesabını premium‘a yükseltmek zorunda. Tam da bu nedenlerle, Academia.edu akademisyenlere ve araştırmacılara ait kamusal bilgileri ücret karşılığı satarak kazanç elde etmeyi hedefliyor.

Kendisi de Oxford Üniversitesi’nden felsefe doktorasına sahip olan Academia.edu’nun kurucusu ve CEO’su Richard Price, bu uygulamaları savunmak için sistemin kullanıcıların çıkarına olduğunu vurguluyor. Academia.edu’de yayınlanan bir makalenin yayınlanmayan bir makaleye göre daha fazla atıf aldığını, sisteme ayda 35 milyon kullanıcının eriştiğini ve üretilen bilginin bu sayede geniş bir kitleye ulaşabilir hale geldiğini savunuyor.

Ancak, tüm bunlara karşın, kullanıcıların kendilerine ait olan, ve belli ölçüde kamusal olması gereken, bilgilerin neden Academia.edu’ye aitmişçesine ücret karşılığı satıldığına pek de yanıt vermiyor.

Platformun kar odaklı çalışma prensibine getirilen itirazlar, bu türden sosyal ağlara olan ihtiyacı hepten reddediyor sayılmaz. Academia.edu gibi işleyen bir sosyal ağın araştırmacılar arasında oldukça faydalı olduğu sıklıkla tekrarlanıyor. Ancak, bunun açık erişimli ve kar amacı gütmeyen bir prensiple işlemesi gerektiği üzerinde ısrarla duruluyor. Tam da bu yüzden, Academia.edu’nün alternatifi platformlara üyeliklerin aktarılmasına yönelik çok sayıda çağrıdan söz edilebilir. Örneğin, Sarah Bond Forbes’ta yayınlanan makalesinde Academia.edu’deki hesapları kapatmayı öneriyor; bunun yerine, Zenodo ve Humanities Commons gibi alternatiflere yönelmeye çağırıyor.